Kas 21

 

 

 

Geceler
Bu kıymetsiz gidişlere
El sallamaya gelmiÅŸtir…

Kim bilir yeni bir dönüşü olur mu
Peşinden sürüklediğin onca sevincini, hüznünü
Dolayıp boynuna sarsan mahşere kadar
GidiÅŸin nefes aldırmaz, dönersen öleceÄŸim biliyorum…

Geceleri,
Vakitsiz dalarım uykuya

Yıldızlardan uzak, kör karanlık odalarda
Bir oyun bozar düşümü
Zilsiz çalar kapımı
Yürek acıtır bazen
Gözümün kıyısında yağmurum olur

Sen belki uzaktasın şimdi
Ellerin su toplamış, yaptığın iş ağır
Sen yürek adamısın ağır işlerde çalışamazsın
Garip bir kimsesizlik sarınca aşklarını
Kaldırımları kucaklayıp
Gece yarısı hangi sokaklardan geçer
Hangi şehirlere atlarsın
Dolup taşan gönlüne ihanet edip
Bırakıp onlarca sevdayı bir bir ardında
Kaçabildiğin kadar aşıksın
KalabildiÄŸin kadar kaçak…

Belki de çok yakınımdasın…

Geceler
Önünde yığılmış izlere aldırmadan
Batırır seni kan çanağına
Acımaz, yaralı bir şarkının ortasına atar
Yaldızlı bir hat çeker göğsüne ağlayamazsın
Boşuna açma eski defterleri
Kimseyi de ağlatamazsın
Yarıda kalmış uykularına inanmaz kimse
Hani bir de kimi zaman gitmelerine
Yol alıp istasyonlarda üşümelerine
Buz tutan parmaklarınla yazdığın bu şiire
Bırakmaz kimse gözyaşlarını
Beklemez dönüp gittiğin hikayenin ortasında
Gün gelecek dönersin elbet
Hatırladıkça kan kusarsın bastığın her taşın üstüne
Anlatılacak olup bitenler
Kahrolacaksın duyduklarına
Eski bir kentin bakir kuytularına göz gezdireceksin
Benden bir yüz arama boşuna
Geri gelip bu kenti buğulu bir camdan seyre dalacaksın
Yasla başını o zaman sadakatimin esmer göğsüne
Darmadağın bir kitabın intihar anlatan sayfalarında
Adımı okuyup çıldıracaksın

2007/07/20
Banu KALYONCU

Kas 09

banu kalyoncu resmi sitesi

 

  

içinde bir fırtına koparsa

bırak gitsin…

tutma sakın

gözünden damlayan yaş olursa

koyuver gitsin…

sözcükler ne zaman boğazına dizilir

içli bir şarkı olur

damla damla kanatırsa geçmişi

unut gitsin…

ne zaman yeni bir masala baÅŸlasam

hep gözüm seni arıyor

seni soruyorum gizli gizli

sonra sessizlik, sensizlik, yalnızlığım

vuruyor sokaktan sokaÄŸa

atıyor beni şehrin bir yanından öbür tarafına

gözümü açtığımda sende buluyorum kendimi

huysuz bakışlarınla dövüyorsun

neden geldin demek yerine

bana sırtını dönüyorsun

gece…

öyle uzun ki…

ne yer gösteriyorsun ne git diyorsun

yeni bir masal yine

sen varsın tamam

ben varım tamam

şehir sapasağlam, deniz ayağımızın dibinde

boğaz köprüsünden ışıklar yansıyor gözlerimize

pencerenin bir ucunda sen bir ucunda ben

gözlerimiz sadece evde gezen

uyuzlanan kedinin sesinde deÄŸiyor birbirine

ben gülümsüyorum, sen kaçıyorsun

gece…

öyle uzun ki…

sen bana kızıyor konuşmuyorsun

bitsin bu iÅŸkence diye

ben dua ediyorum

dua ediyorum

yine…

29/10/07

Banu Kalyoncu

Fotoğraf : Oktay Bingöl

Kas 08

banu kalyoncu resmi sitesi

Sen hiç İstanbul’u soldan gördün mü?
Hani geceyse
Ve mehtap sürtüğü oynaşmadaysa denizle,
Rakının kahramanlığı sökmez adama
Bir de çalıyorsa ‘’benzemez kimse sana’’
Göğün çatısı bile örtemez
Dilindeki yağışı
Ve ömrümün en doğru yanlışı
Ellerini tatmaktı.

Bir parça peynire
Batırıp göğsündeki çatalı
Kaç kere içtim gözlerini
İstanbul soldan gelirdi üzerime
Sen kaçırınca bakışlarını

Sonra bir iyilik gelirdi üstüme
Severdim her ÅŸeyi
Ya her şey Sen’din
Ya da ben doğma büyüme sevdalıydım
Boşuna mı kütüğümü İstanbul’a aldırdım
Kütük de ne kütük ama
Adres eskisi

Ne oluyorsa bana
Hep bu mehtap yüzünden
Hele geçmez mi yolu İstanbul’dan
Sağanak halinde yağar aşk üzerime
Bir de sen yığılırsın ki içime
Mehtap bahane

Sen hiç İstanbul’u soldan gördün mü?
Yani, sen hiç senin için öldün mü?

Gülay Garip

Kas 05

Banu Kalyoncu resmi sitesi

 

B ekledim kim olduÄŸunu bilmeden,

A kşamdan sabaha en hüzünlü saatlerde.

N arin sesinle bütünleşen gülüşlerin,

U zandı bir diyardan gönül meskenime.

K açı gösterir yalnızlığımın çırpınışı ?

A nlamak imkansız alınyazımı.

L al olmuÅŸ herkes derken;

Y ardımıma koşuyor bir ay parçası.

O kşuyor ruhumu şiirlerinin endamı,

N azı çekilmez her dostun derler bana,

C anıma can katmışsın,gerisini kim duya?

U muyorum her günün,en az senin kadar güzel ola!

 

 

Sosyolog Gökçen YALÇIN

Kas 04

banu kalyoncu ÅŸiiri

“Bade, Fatma Kalyoncu ve kuzenim Yeliz’e “

güneş tenimizi ısıtıp, üstümüzde gezerken
biz dört hanım elimizde çantalarımız
spor ayakkabılarımızla kaleye tırmanıp
hafta sonu ya malum piknik yapıp
şehrin mukaddesliğine bir de hisardan bakacağız

nihayet kale içine vardık
ahÅŸap masalara kurulup
hayran kaldığımız ziyafet serilirken önümüze
kış boyu eve kapanmaktan yorgun kalan beden
ÅŸikayetsiz keyfe keder,
temiz derin bir nefes almaktayız

yüzümüzde altın çizgiler
boy boy belirgin, biz oturup
ciddi ciddi yaÅŸlanmaktan bahsederken
ağır çelik gibi bir kapıyla
gönlümüzü kapatmaktayız
hiç çevredeki erkeklere bakmadan
şehirdeki çatıları saymaktayız

yemek faslı biter, hisarın eteklerinde
gezintiye düşeriz / yeşil bir örtü serilmiş
ayaklarımıza…burada sohbete dalıp
örtüleri yayıp devam etmekteyiz
çoktan açmış çiçekler rengarenk,
güneş gözümüzde ışıl ışıl
“bir tek deniz eksik ÅŸu ÅŸehirde ” dedim diye
gülmekteydiler bana kardeşlerim ve kuzen

yaktığım sigarayı elimde rüzgâr içerken
keyifle içtiğimiz kahveler tükenirken
tüm hafta boyunca yaptığımız
bu denizsiz, eÄŸlencesiz, uyuÅŸuk ÅŸehirde
giysilerimize ilişen çer çöp ve biraz toz toprak
yaşadığımız kentin yukarıdan görüntüsü
ve çektiğimiz birkaç fotoğraftan ibaret
cebimize aldıklarımız

tadı değişik mi geliyor dışarda yenen yemek
yapılan sohbet, eskiye uzanan anılarda
bir de çocukluk hatıraları, anneannemizin bahçesinde
yaptığımız muzırlık…
hep bir ağızdan gülüşlere bırakmaktayız
yarına dair hayalleri tek tek sıralayıp
derin bir ah çekiyoruz
bu şehirde yaşadığımız tek neşemiz
pazar pikniklerimiz

biz dört hanım güneş batarken
ellerimizde çantalarımız
ayaklarımızda spor ayakkabılarımız
hisardan aşağı yol almaktayız
haftaya yine hisardayız…

2007/06/17
Banu KALYONCU

 

FotoÄŸraf : Bade Kalyoncu



Creative Commons License Bu site Wordpress tabanlıdır, tasarım ve gelişirme ise Erkan OKUR'a aittir. Sitede yer alan yazılar Banu Kalyoncu'ya aittir ve Kullanım - Alıntılama Şartları'na uyulmaksızın kullanılamaz. Siteye giren herkes bu şartları kabul etmiş sayılır ...