May 10

 Yalnız Değiliz

En son ne zaman çiçek aldınız?

Kime olduğu fark etmez. Çiçekler ölü itiraflardır oysa. Ellerimizle kıydığımız ve masum yaşamların son buluşudur dalından kopartılmışlık.

En son ne zaman seviyorum dediniz?

Kime olduğu fark etmez. Kelimeler terfi eder dudaklarımızda ya da dibe çöker bir anda yılgınlık. Eski hatıralara gömülür kimlikler andıkça gözümüzden yaş dökülür / gözlerimizin içi güler kim bilir…

En son ne zaman yalnız kaldınız?

İşte burada durmak gerek… Yalnızlık alıp başını gitmek değil, sevgilinin seni terk etmesi değil, sevdiğini terk etmen değildir. Yalnızlık büyük iştir. Onca kalabalığın içinde, adım attıkça çoğalan, sesleri kulaklarında yankılandıkça geçmişine döndüren, her sokağın, pastanenin, durakların, sinemaların, hani kimselerin bilmediği –sadece size özel- yerlerin yakınından / uzağından geçtikçe aklına gelen onca isimden örselemek zihnini… İşte böyle yalnız kalmanın, yeni yeni sessiz ağlamaların başında, iç çekmelerin, içsel söyleşmelerin baş edilmez çılgınlığında kaldınız mı hiç?

Aslında anne rahminden çıkıp birkaç dakikadan sonra bile hemşire alıp sizi yalnız bırakmadı mı hayatta bir düşünün. Hem de size hayat veren bir varlıkken “O”…

İlerledikçe tırmanan hiçsizliğin köşe başları tutulmuştur. Senden önce bu inzivaya çekilenlerden bir yer boşalmasını beklersin. Bir uzay boşluğunun içinde uçan bir kelebeksindir aslında kozasından yeni çıkmış. Ertesi gün öldü ölecek. Telaşın büyük, hırçınlığın uç noktalara dayanmış, öfken git gide dozunu artırıyor. Birinin dur demesini beklediğiniz oldu mu hiç?

Bu sabah bir buket çiçek alın, adının ne olduğu fark etmez nasılsa ertesi sabaha solacaklar… Üzerine bir kart yerleştirin, güzel bir dörtlük yazın ama içinizden sevdiğinize ne geçiyorsa öyle olsun. Çiçek alacak kimsem yok demeyin. Hayatınızın her anında her daim çiçek alacağınız bir sevgili vardır aslında. Adı dünyanın en güzel sözcüğü “anne” olsun…

Bu sabah bir de “seni seviyorum” demenin başka bir yolu olsun. Elinizde çiçeklerle yıllar sonra bile yalnız kalmadığınızı söylediğinizde…

Gözünüzde yaş olsun.

Sadece sevinçten, sevgiden…

Annelerimizin günü kutlu olsun…

Banu Kalyoncu
Forumedebiyat Dergisi / Sayı 2 / 2008

May 08

gül kurusu

Şiirlerim
Etiketler: Etiket Yok Yorum Yaz»

sesi azalan akşamlarda
kelimelerin ağladığı şarkılar esrik
nasıl geçiyorsa geçsin zaman bırak.

takvimden tarihler akıp gitsin…
otur! yaprak yaprak

karanlıkta mezarını arayan ruh gibi
yorgun ve öfkeli
yalnızlıktan şikayetçi
ilk defa bu kadar ölü!
-çekili tetikten gün sayarak
cennete karşı-
durgun bakıyoruz denize
sus!
konuşursan büyüsü bozulur İstanbul’un.
ağustos’ta ölmeli iki gözüm
gül kokmaz ölüler!

Banu Kalyoncu

May 08

İşte orada
Şehrin en sıcak ayak izleri bizim
Soğuk nefesimiz karıştı geceye
Bak!.. az ötede üşüyen kırlangıçın
Göç vaktidir yine …

Bahar tutar ellerini
Dalgalanır teninde ürperir aşk
Ben büyüyorum, sen uzuyorsun
Öylece oturuyoruz güneşe sırtımız dönük
Yol alıyoruz konuşmadan
Kuş olup denize göğe yakın
Yorgun yatıyor hüznümüz geceye
Ben ölüyorum, sen uyuyorsun
Şimdi gözlerime sensizliği öğretiyorum
Öylece kapatıyorum…
Yüzüm toprağa dönük

İşte oraya şehrin en sıcak nefesini bıraktım
Şimdi ben uyuyorum, sen uyanıyorsun
Bahar geldi sevgilim

21/03/08
Banu Kalyoncu

May 07

aşk şarkısı

Şiirlerim
Etiketler: Etiket Yok Yorum Yaz»

Alp için…

 

 

uzanıp kalsam

esip dursa üzerimde

taze bahardan binlerce yaprak

-ıhlamur kokusu-

içimdeki telaşlı ruhu sarsa

ve gözlerim maviyi yeşile boyasa

ıssız kıyılara vuran dalgalar gibi

öylesine ürkek

ve öylesine ömrümden alıp gidiyor hürriyetim

aşk çırılçıplak

 

 

içimde yükselen ses

sonu hiç gelmiyor nedense

sırf bu yüzden…

seni sevdiğimi söylediğim

nakaratı gelmiyor şarkının

sırf bu yüzden…

ağlamamak için

-el çırpmak gibi ağır bi işin kölesiyim-

alkış tutuyorum hüzünlü şarkılara

 

 

gözlerimde dolup boşalan nehir

durmuyor nedense

içimde uyanan bahar

seni bana getirmiyor

-arzuladığım kadar uzaksın-

oysa,

ılık bir mayıs sabahında kaldırımlara

uzanıp kalsa bedenim

sensiz ölmeyi haketmiyorum!

 

 

2008/04/23

Banu Kalyoncu

Nis 21

 

 banu kalyoncu resmi sitesi

can dîde

can dide; beyazından sözlerin,
söylenmemiş kısmından en güzel cümlelerin.
erişmeden bir sabaha daha,
hâzirûn şiirler yazıyorum sana.
oysa, bilirsin ki;
darağacında boy vermez açılmamış güller.
sokaklar susar,
yollar suskunluğa inat uzar.
uzadıkça kanar bir yanın,
sesin, sonsuzluğa karışır sanır,
çırpınamazsın.

kaybolmak gibi yaşamak; adından
cümleler kurmak yeniye dair.
can dide kan ağlar, sen yoksan.
unutur mevsimler seneleri,
devr-i daim sonsuzluk mektebinde,
ölü kuşlar görüyorum sokak aralarında.
isimsiz ve yani adı konmamış şehirlerde,
uzadıkça uzuyor geceler.
/ gölgem; soğuk,

buz gibi bir sokak lambasının
yalnız ve sadece kendi ile anılan gölgesine karışıyor.
doğacak günü düşünüyorum:
sanki hiç gelmeyecekmiş sanıyor,
iki elim başımda, beynimi kurcalıyor sensizlik düşleri.
can dide kan ağlıyor,
anlayamazsın…

ömrün son-bahârında kurumuş,
çürümüş yapraklar görürsün,
düşmüş dalından.
yaşanmamış ve yaşatılmamış bir beden gibi,
tıpkı, dalından ayrı düşmek gibi seni özlemek.
her sonbaharda, ayrı düşülen iklimlerde;
adını her rüzgârla anıyorsam,
bir musallaya baş koyar gibi,
kaldırımlara düşüyorsa yorgun bedenim;
can dide seni arar;
yok olamazsın…

ağaçlar soyunurken yeni bir yaşama,
dudaklarında susuzluğun izleri paramparça.
avuçlarında hiç yaşanmamış bir hayatın,
izleri değil mi uzayan ve kısalan.
söyle cân; dîde ağlamaz mı.
beyazından sözlerin,
hâzirûn iklimlerde söylenmiş,
gelecek zamanı hapseden büsbütün.
uzadıkça yollarla birlikte kanar bir yanım.
çırpınamam ölü kuşların memleketinde.
anlayamazsın cân
dîde seni arar;
ömrün son baharında kurumuş,
çürümüş bir yaprağa benzer yüzüm.
özlemek derken;
adını sen koydum son-bahar’ın.
bir musallaya koyar gibi başımı,
yorgun bedenimi emanet ediyorum geceye.
cân, dîde seni özler,
dokunamazsın…

 

 

Fotoğraf : Mustafa Nazif

Şiir kitabı çok yakında bizlerle birlikte olacak…

 

.)

 

Hayırlı olsun Mustafa Nazif…

 

 


Sayfa 1 / 1312345»...Son Sayfa »

Creative Commons License Bu site Wordpress tabanlıdır, tasarım ve gelişirme ise Erkan OKUR'a aittir. Sitede yer alan yazılar Banu Kalyoncu'ya aittir ve Kullanım - Alıntılama Şartları'na uyulmaksızın kullanılamaz. Siteye giren herkes bu şartları kabul etmiş sayılır ...