Eki 08

ÅŸehitlerimiz

iSTiKLAL MARÅžI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu ÅŸiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyyet!’ dediÄŸin tek diÅŸi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
DoÄŸacaktır sana va’dettiÄŸi günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
DeÄŸmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

Eki 03

hayalayna, hayal, kaptan, deniz

“Hayalayna”ya sevgimle…

 

Uykusuz bir ÅŸafak doÄŸuyorken odana
Özlediğin denizler geçiyor yine gözlerinden
Dudağında bir ıslık
Çığlığa dönüşüp düşüyorken şehrin ortasına
Şaşırtmasın seni yalnızlığın
Aynada yine sana bakmakta

 

Oysa hayalsiz yaşanmayacağını söyleyen
İçinde koca bir derya taşıyan ağyer
Beyaz çarşaf gibi serilir sevgin
Söğüt dalları gibi serin sessizliğin
Korunmasız hüzünlerinle, incinen yüreğini
Asla boÅŸuna terk etme!

 

Hep bir ses değer yüreğime bu vakitlerde
Ezbere bildiÄŸim bu nameyi
Senden başkası üflemesin bana ney’le
Sarmasın kimse yaralarımı
Dokunmasın çocukluğuma
Yoksa…
Muğber akşamların tortusu kalır avuçlarımda

 

Denizsiz bir kentin ayazı düşmüş saçlarına
Üzülme bir yolculuk başlar bu gece
Huzur seni bekler uzaklarda
Bırak!
Dokunsun rüzgâr
Yağmur başlasın sokaklarda
Çağırsın seni kıyılar
Titretsin sevdanı büyük bulutlar
Toplan!..gönlün yol almakta

 

Apansız bir şiir dalga dalga
Köpüren yıldızlar vurur surların kıyılarına
Ayakların ıslanır
Düş bozulur, gözlerin açılır limanda

 

Uzakta kırmızı bir yelkenli
Hayalindeki kaptanı aramakta…

 

2007/07/16
Banu Kalyoncu


Sayfa 1 / 11

Creative Commons License Bu site Wordpress tabanlıdır, tasarım ve gelişirme ise Erkan OKUR'a aittir. Sitede yer alan yazılar Banu Kalyoncu'ya aittir ve Kullanım - Alıntılama Şartları'na uyulmaksızın kullanılamaz. Siteye giren herkes bu şartları kabul etmiş sayılır ...