May 21

Eskiden bir liman kentinde yaşardım
Akşamüstleri inerdim sahile
Aniden bir rüzgâr eser
Devirirdi saçlarımı…
Gözüm uzaklarda kızıllığı seyrederken
Birden kucağıma pervane gibi inen
Yapraklara takılırdı…

Gözlerim sonra…
Açılırdı birer birer geçmişe
Söz geçiremediği ne var ne yoksa gelirdi aklına
Bir çırpıda korkak kuş olur
Kaçardı ardına bakmadan
Sayfalar yeniden son halini alırdı

Sen öyle sakin/ sessiz durduğuma aldırma
Kolay değil alışmak sensizliğe yeniden
Elimden düşüremediğim bir romandın eskiden
Saklayıp bir köşeye koyduğum…
Bir resim çerçevesinden bakan gözlerinin
Maviliğine daldım yalnız kaldığımda…

Dudaklarıma kilit vurdum anmasın diye adını

Bu yüzden yazarım seni mısralara
Kızıl gökyüzü kaybolurken gözümün önünden
Dökerim sensizliği satırlara
Hain bir rüzgâr eser, savurur sancımı,
Sızlatırken nefesimi yokluğun
Bir parça can dilenir ıslığım
En sevdiğin şarkı dilimde/dudağımda

Bilirler… Her akşam üstü inerim sahile
Gözlerini ararım denizin maviliğinde
Kızıla boyanınca gökyüzü deniz de rengini atar
İşte o zaman ben dağıtırım ceplerimdeki
Yanan hıçkırıkları
Duyarlar beni uzaklardan
Ne şikâyet ederim halimden… Ne utanırım!

Martılar ıslığıma koşar gelirler
Ve senden birkaç satır daha bırakırlar aklıma
Yani sen… Sevdiğim
Yazabildiğim sürece aklımdasın
Yazamadığım gün emin ol ki
Elini tutan/ sana dokunan bir mısra değil
Canım…

 

2007/05/21

Banu KALYONCU

May 08

Dinle beni sadece
Dilim döndüğünce
Gücün yettiğince
Anlatacağım…
Sus ve dinle

Adını koymayacağım bir gece
İçinde bir tek sen ve ben
Ardından kalan düşlerimizle
Sabahlarız gönlümüzce
Bu gönül…
Esaretini atmaz bir kenara
Anlatır durur,
Ağlatır durur,
Hayalini karşıma alıp konuşurum sabaha kadar
Izdırabı delince bedenimi
Kor isyan olur dökülür dudaklara

Bir kahve içelim karşılıklı
Her zamanki gibi
Sen sütlü seversin, iki küp şekerli
Ben sade az şekerli

Öteden beriden sohbet eder anılar
Söz biter…
Kahve biter

Gün ağarmaya başlar biter gece
Mevsim biter,
Aşk biter,

Sende gitmiştin yıllar önce…

Gün açar ama sonbahar gelir
İçin için üşütür bedenimi
Güneşin feri gitmiş
Yüzümü bile ısıtmaz pırıltısı
Rüzgâr eser
Şarkılarıma vurur eylül
Çürüyüp can vermek için gelen yeni baharda
Gömülür toprağa

Bir intikamın eşiğinde
Tanrı affeder
En sessiz çığlığıyla davet eder anılar

Hapsederim gidişinin acı törpüsünü
Anmıyorum ulu orta sevişmelerimizi
Saklamıyorum bana aldığın hediyeleri
Gözyaşı döksem, dönmeyeceksin nasılsa
Ağlamam bu yüzden
Bir tek fotoğrafın kaldı
Boş yatağının ucunda

Gece yastığa gömmeden başımı
Bakarım uzun uzun sana
Beklerim bir hevesle nefes alışlarını
Anlarım ki rüyadayım
Tanrım hiç uyandırma
Ve sen…
Git işine be adam…
Şiir yazdırma bana

Banu Kalyoncu

May 02

Haziran sabahıydı…
Yığılmıştı odanın ortasına düşünceler
Uykusuzdum…
Tatsız tuzsuz bir roman edâsında
İlerliyordu zaman…
Ne ben anlıyorum ondan
Ne o benden bahsediyordu sayfalarında
Öylesine camdan dışarı bakarak
Bahçesini sulayan komşumu seyre daldım
Görev aşkıyla yanarak, can veriyordu toprağa
Ben bakakaldım,
Ağladım…Ağladım…

Zamanım nasılda anlamsız geçiyordu
Yapabildiğim sadece, küçük ellerimle
Patik örüp pazara çıkmaktı.
Satabildiğim kadar zengindim
Toktum, doymuştum…
Satamadığım kadar, duygusuz
Açtım, yalnızdım…

Gün boyu penceremin önünde
Kurgusunu yaptığım bir filmin başrol oyuncusuydum
Yitip giden zamanımın çocukluğunda
Sorunsuz, gülen günlerimin feryadıyım
Uyuduğum günlerin sabahında
Annesinin öperek uyandırdığı
Matemimin sonsuzluğunda susanım…
Özlediğim en güzel yıllarım…
Kalkıp gidenim adım adım zamanda
Film durdu, kurgusu bozulmuş
Sezonun yarım kalmış çığlığı kopuyorken,
Dışarıda sarmaş dolaş iki soluk
Tebessümlere saklanarak
Mahrem konuşmalarına ortak oluyorum.
Simsiyah uzun saçları vardı kadının
Beyaz tenine ne çok yakışmış,
Elâ gözleri boncuk boncuk
Bir de “hoşça kal sevdiğim” sözlerine gülümseyip
Vedasına göz kırpıyorken
Adam kadının avuçlarından öpüyor
Esmer teni kızarmış, kırlaşmış saçları seyrek
Gözlüklerinin ardından uğurluyor
Arkasından bakarken kadının
“Seni seviyorum” diyor.

Burkulur yüreğim
Hem de seni özleyerek…

Ben yine koltuğumda elimde örgüm
Bir bardak sıcak çayımın
Buharlaştırdığı camdan seyrediyorum hayatı
Akıp giderken önümden yaşlanıyorum.

Sarı bir öğleye ulaştı zaman.
Kalkıp yiyecek bir şeyler hazırlıyorum
Bir kâse çorba, birkaç zeytin
Rutini bozmak olmaz
Ardından kahve, sigara
Bulaşıkları yıkamıyorum
Nasılsa akşam çoğalacak…

Gün ölmeden dışarı atıyorum kendimi
Alışveriş zamanı
Alacağım birkaç domates ve ekmekten ibaret
Salatamı süslesin diye bir de limon
O kadar param var cebimde
Yarın pazara çıkılacak.
Üstelik gün benim için paramparça
Bir kez daha yasına tutunacağım
Gidişinin dördüncü yıldönümü sevdiğim
Sensizliği bağıracağım bugün
Aç susuz kaldığıma değil
Kör de olsan, topal da olsan
Yanımda olabilseydin keşke diyeceğim…
Daha fazla isyan etmemeliyim
Allah’a karşı gelemem
Kötü bir kazaydı gözümün önünde
Yitirdiğim…

Gece sabaha çok çabuk uzandı
Dışarıda yola koyulmuşum
Yaz sıcağa bürünmüş
Haziran titriyordu ellerim de
Gülüyordum…
Bu mevsimde üşümek niye?
Siyah beyaz karelerde kalan gözler
Yalandan bile olsa tebessümdeydiler
Ben geçen zamana yas tutuyordum
Hıçkıra hıçkıra…

Bugün
Son seferiydi yalnızlığımın
Gençliğimden kalan…
Unuttum yalanları, soysuzluğu ardımda bırakarak
Sevdamın büktüm belini, tükenişim dirilmeye meyilli
Kanatarak dilimi, tadı damağımda kalan yok oluşun…
Acısı bir kuşun kanadında yağmalanırken
Son seferi dumanında bıraktım hayatın
Arınıp,
Ağlayarak…

İkindiye vurdu gün, ağlamaktan birşey satamadım
Bu akşam yine dünden kalan çorbaya talim edip
Dumanını üfleyeceğim sigaramın.
Eve girmek üzereyim
Bir sağnak patladı başımda
Yüzüm, bedenim yıkanıyordu yağmurla
Çok sevmeme rağmen
Kırkbirimde bile korkuyordum ikindi yağmurlarından
Gök benden çok bağırıyordu
Susuyordum…
Yeni bir yıldönümüne kadar
Tatsız, tuzsuz bir roman edâsında
İlerleyecekti zaman
Ne ben anlıyordum ondan
Ne o benden bahsedecek sayfalarında…

Banu KALYONCU


Sayfa 1 / 11

Creative Commons License Bu site Wordpress tabanlıdır, tasarım ve gelişirme ise Erkan OKUR'a aittir. Sitede yer alan yazılar Banu Kalyoncu'ya aittir ve Kullanım - Alıntılama Şartları'na uyulmaksızın kullanılamaz. Siteye giren herkes bu şartları kabul etmiş sayılır ...