Nis 17

İleri geri konuÅŸmayı sevmeyen, ikide bir öfkelenip okkalı küfürler etmeyen…
Şikâyetsiz, zahmetsiz, yeni bir felaketten korkan
Zavallı ellerini havaya kaldırıp, dua etmeden uyuyamayan, yalnız kadınlar vardır…

SoÄŸuk gecelerinde, kapısını penceresini kapattıkları evlerinin, duvarlarını döverken yaÄŸmur,korkudan renkleri döner bulut beyazına…Korkunç gecelere dönüşür hüzünlü akÅŸamları. Üşüyen elleri iÅŸ görmez. İşledikleri nakış üzerine dökülür gözyaÅŸları. Can çekiÅŸen zihinlerini canlı tutmak isteseler de ellerinden hiçbir ÅŸey gelmez…

Bir kadeh içkiye sığınır düşünceleri. Korkuları kelimelerine gem vurmuÅŸ, uzayıp gider sabaha kadar sarhoÅŸlukları. Acıtan ne kaldıysa geçmiÅŸlerinde unutmak için koyar başını yastığa, her ÅŸeye raÄŸmen yanında ki yastıkta yatan bir baÅŸka can arar elleri… Ne kadar inkâr etseler de aradıkları hayal ettikleri bir sevgi süslüyordur düşüncelerini.

Yine de yalnızdırlar. Bu seçim kadına ait. Ne sevgiden yoksun, ne de katılaÅŸmıştır duyguları, ne de sevmekten vazgeçerler. İncinmekten, bir daha kırılmaktan korkarlar sadece… İçindeki karanlığı dağıtmak için ne çok rüzgâra yelken açmıştır, huzuru aradığı mavide.

Uzun zaman geçer, toparlanmış, yalnız kalmalara alışmış ama gözü yeni bir sevdada gezer. Yine de içlerindeki bu korkuya alışamazlar. Aldatılan, baÅŸka bir kadına tercih edilme korkusunu kim yedirebilir ki hayatının en güzel çağında… Halbuki ÅŸimdi eskiye göre daha güçlü, başı daha dik, küçük adımlarla daha hızlı yürüyen bireylere dönüşmüşlerdir. Hayatında giydiÄŸine, konuÅŸmalarına, hareketlerine karışan kimse de kalmamıştır. Bazen özgürlük batar kimine…

Sevda kokar yalnız kadınlar. Hayatlarındaki tüm darbelere inat yeni bir aÅŸk bekler… Sabahına ilk günaydını diyen bir sevgilisi olsun ister. Gözlerini açtığında gülümseyen bir çift göz, yüzüne deÄŸen bir nefes ister her defasında…
Gece karanlığında korkarken gök gürültüsünün en kızgın anında, sığınacak bir kucak arar. Sonunu bile, bile…

Yalnız kadınlar hep sevmek peşinde koşar, uslanmazlar.

( gece yazma nöbetleri )

2007/04/17
Banu Kalyoncu

Nis 16

Buruk bir tat olsa da içimde eskiden gelen
Şikâyet etmem ne senden, ne geçen günden
Bir yaprak çevrilir gün dönerken yarına
Hüzün kaplar odamı sığınırım yalnızlığıma

Köpüksüz bir kahvenin acı sığ tadıyla
Çok uzun zaman önce rafa kaldırdığım
Yalnızlığın acı tortusunu bırakan kitabımı okuyup
Günü karşılamak gerek senin yokluğunda

Issız bir şehrin izbe sokaklarında
En tenhasına sığınıp kaç kez uyandın bir nara atılışına
Kalbin yerinden sökülür gibi,
Korkudan yerinden kımıldayamayıp
Kaç salavat getirdin ölüp ölüp dirildiÄŸin…

Kaç yağmalanmış gecenin sonunda
Dikilip çıktın kapıdan güneşe karşı
Kaç nöbet sonrasında üstünü başını bir kenara atıp
Göz yumarak düşüncelerinle uykulara daldın
Hiç hesaba katmazsın, her rüyana ortak olup
Her yerde karşına çıktığımı

Karanlık üst üste devrilirken gözlerime
Hüznüne karışıp sızan bedenim
Sensiz bir güne uyanmak için
Islak bir ağıt yakacak…
Ve… KestiÄŸin beden yerden kalkamayacak
Sen de yaz bakalım üstüne adını yazabilirsen…

Banu KALYONCU


Sayfa 1 / 11

Creative Commons License Bu site Wordpress tabanlıdır, tasarım ve gelişirme ise Erkan OKUR'a aittir. Sitede yer alan yazılar Banu Kalyoncu'ya aittir ve Kullanım - Alıntılama Şartları'na uyulmaksızın kullanılamaz. Siteye giren herkes bu şartları kabul etmiş sayılır ...