gece…
sokulup sarıldı göğsüme
önce yağmur oldu
sonra rüzgâr tenimde
dağılmış saçını topladı ensesinde
-kederimi örmüştüm yıllar önce aynı yerde-
nefesi nefesime indikçe
düşlerim uyandı yeniden
gece…
bahardı cama vuran
yağmurdu fesleğenlerdeki
telaş içindeydi, güneş küstü dünyaya
nerede yitik bahar
-ilkyaz akşamı gibi dizilecek dizelerime-
ki örsündeyim aşkın
gece…
çek üstüme kirpiklerini
-zifir yalnızlık benimkisi-
gözlerim ki infilak
dilim ki lal
bu kez…
sadece bu kez…
git!
Banu Kalyoncu
( forumedebiyat dergisi / nisan 2008 )
Benzer yazıları incelemek ister misiniz ?
Yazının Son Okunma Tarihi: 2008-07-22 20:24:12
Bugünkü Okunma Sayısı: 0 | Toplam Okunma Sayısı: 83
Şu Anda Yazıyı Okuyan: 1 kişi | Aynı Anda En Fazla Okunma Sayısı: 2 kişi
“inziva” Yazısı İçin 1 Yorum Yazıldı
-
Kaplumbaga, May 4th, 2008, 20:58 Tarihinde Demiş Ki 1Tüm gün bizi geceye taşır, bir sevgiliye yürür gibi yürürüz ona.
Sahi, nedir bu siyahtaki çekicilik? Halbuki hep aydınlığadır methiyemiz? -Siyah renkler niye daha ağır durur insanın üstünde?-
Ayı besleyen güneş olduğu halde, niye en çok ayı severiz? Niye “mehtap” altındaki sevgiliyle buluşmalaradır özlemimiz?
Yoksa perdenin kapanıp ışıkların sönmesi midir bizi çeken? Oyunun bitmesi ve salonda tek başımıza oturmak mı? Oyunu oynayan kimdi peki? Oyuncuların gitmesi mi yoksa?
Aydınlıkta niye bozulur aşkın büyüsü? Mum ışığı niye güneşten daha cazip gelir?
Genelden kaçış mı yoksa gecenin bizde bıraktığı bu iz? Adınlıkta karışıyor mu her şey? Ayrıntılar en çok gece mi önem kazanıyor? - Işık değil de karanlık mı gösteriyor ayrıtıyı?-
Niye aydınkta değil de en çok loş ışıkta sevişilmek istenir peki? Görmek istemediğimiz nedir?
Geceler ne kadar karanlıktır peki? Niye geceler değil de karanlık korkutur bizleri?
Sahi gecenin rengi ne?
Ama… Gecenin içinde ilerledikçe kayıp mı oldum ne?
Bu Yazıya Yorum Yazabilirsiniz ...
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız. Burayı tıklayarak giriş yapabilirsiniz.

Son Yorumlar